Haddini Aşan Vakit Gazetesine Hepardan Ağır Sözler
 Sayın Anadolu’da Vakit Gazetesi Yöneticileri
Yurtseverliği faşizanlık sanan gazetenizin 26/07/2010 tarihli baskısında, Senai V. Akfırat imzası ile yayınlamaya değer gördüğünüz haber, yapmak istediğinizin aksine bizleri ve partililerimizi memnun etmiştir. Hiç şüphemiz yoktur ki tirajı 53.882 olan gazetenizi tesadüfen posta kutularında bularak, şöyle bir göz gezdiren tüm okurlarınız da bu haberi okuduklarında yeni kurulmuş bir siyasi partiyi bu seviyelere getirmenin ve oy oranını her gün biraz daha yükseltmenin elbette ki halk gücüne dayanacağını biliyorlar ve akıllarından “Başka ne olabilirdi ki?” sorusunu geçiriyorlardır.
Tarafı ve taraftarlığı tüm ülke nezdinde aşikar olan gazetenizin adeta bir “Gri Propaganda” amacıyla yapmaya gayret ettiği bu haberi okuduktan sonra biz Hak ve Eşitlik Partisi mensuplarının da aklına gelen birkaç soruyu araştırmanız için sorma zorunluluğu hasıl olmuştur.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu Üçüncü Kısım Birinci Bölüm “Partilerin Gelirleri” başlığı altında 61. maddeden başlayarak, 69. madde sonuna kadar devam eden hükümler bellidir.
O halde;
Soru 1) Siyasi Partiler Kanunu 61 ve 66. maddelerinde yer alan esaslara uygun olarak bir siyasi partinin bağış toplamak yolu ile gelir sağlamasının sizce nasıl bir mahsuru vardır?
Soru 2) Tüm siyasi partileri sorumluluk altına alan bu kanunun 61 ila 69. maddeleri arasında belirlenen bu hükümler dışında, diğer partilerin izlediği ve herkes tarafından malum olan “Gelir Sağlama” yöntemleri hakkında edindiğiniz tecrübelerden çıkışla ilkeli ve dürüst bir siyasi partinin öncelikli olarak hangi yolu izlemesini tavsiye edersiniz?
a- Cemaatlerin kanatları altına girerek kendi vatandaşlarının dini duygularını istismar yoluyla gelir sağlaması,
b- Deniz Feneri gibi bir dernek vasıtası ile gelir sağlaması,
c -Dış güçlere teslim olmuş bir zihniyetle, ülke çıkarlarını tamamen göz ardı ederek, verilen talimatların anında yerine getirilmesi karşılığı verilen yardımların kabul edilmesi ile gelir sağlanması,
d- Parti yönetici ve yönetim kadrolarına, ülkeyi kaosa sürükleyecek raporlar hazırlatarak AB fonlarından gelecek nakdi yardımlarla gelir sağlanması,
e- Hükümet eli ile açılan ihalelerde yolsuzluk ve usulsüzlük hükümleri çarkına dahil olarak gelir sağlanması,
f- Sermaye gruplarının güdümünde karşılıklı menfaatler veya restleşmelerin baskısı altında, şantaj yoluyla gelir sağlanması.
Soru 3) Tüm partilerin referandum kampanyalarına başladığı şu günlerde, öncesine dahi hiç gitmeden basın yolu ile sesi olduğunuz bir siyasi partinin bastırdığı milyonlarca kitapçık, broşür, bayrak, şapka vs. gibi giderlerinin yüzbinlerce liralık maliyet giderleri, (Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir kişinin bir yılda yapacağı bağış tutarı 24 bin Türk Lirasını bile bulmazken) nereden ve nasıl karşılanmıştır?
Soru 4) Tüm bu masrafları karşılayıp, üzerine bir de “Sosyal Yardım” bütçesi ayırabilen bu partinin yasal gelirleri, halkın parası olan hazineden aldığı trilyonlarca liranın dışında, kaç üye ve kaç bağışçıdan karşılanmaktadır?
Soru 5) Tüm bunlarla beraber sadece bir seçim kampanyası yürütmek için bile 16 ila 32 milyon dolarlık reklam projelerini hayata geçirmeye çalışan bu partiler, ülkenin ekonomik durumu ortada iken her bağışçıdan ne kadar para talep etmekte ve bu bağışçılar hangi kurumlarda, hangi görevleri icra etmektedirler?
Evet Sayın Vakit Gazetesi yöneticileri, bunlar sadece yazınız okunduğu anda ilk akla gelen, cevabı dürüst insanlar için son derece basit, ancak sır saklamak zorunda kalanlar için de bir o kadar zor sorulardır.
Hak ve Eşitlik Partisi, Genel Başkanı Sayın Osman Pamukoğlu’nun 28 Temmuz 2008’de “Anadolu ve Trakya’da Yaşayan Türk Halkı Bu Çağrı Size” cümlesiyle başlayan tek bir çağrı üzerine 36 günde, bazılarının sadaka vererek kazanmaya çalıştığı halkın bizat kendisinin finansı ile kurulmuştur.
Hak ve Eşitlik Partisi, halk ateşidir. Halkın gücü akla gelen her kuvvetten çok daha üstündür. Halkın kararlılığı, azmi ve inancının tam olduğu yerde hiçbir mücadele kaybedilemez.
Bizim dimağ ve ruhumuzda kuvvetle yer tutmuş fikir ve duygu halka dayanma ihtiyacımızdır.
Bizler parti üyelerinden, yönetim kadrolarına kadar bu uğurda her türlü fedakarlığa göğüs germeye hazırız.
“VATAN SEVGİSİNDEN BESLENEN FEDAKARLIK DUYGUSU
YURTSEVERLİĞİ FAŞİZANLIK SANAN DEJENERE İNSANLARA GÜLÜNÇ GELİR.”
YAŞASIN VATAN, YAŞASIN TÜRK MİLLETİ !
www.alaiyehaber.com www.alanyaanket.com
|